Kurgusal Vaka

Zirvedeyken Platform Seçmek: Korvala Vakası

Dünyanın en çok telefon satan şirketi Korvala, 2011'de bir platform seçmek zorundaydı. Dört yolun artısı, eksisi ve gerçekte ne olduğu.

Şubat 2011, Finlandiya. Dünyada en çok telefon satan şirketin başına yeni geçtin. Adı Korvala. Neredeyse herkesin cebinde bir Korvala var ya da yakın zamana kadar vardı. Kâğıt üzerinde zirvedesin.

Ama zirvede durmak, ayağının altındaki zeminin sağlam olduğu anlamına gelmiyor. Masanda tek bir soru var ve cevabı şirketin bundan sonraki yolunu çizecek: Telefonların hangi yazılımla çalışacak?

Bu yazı Korvala vakasının sonucunu anlatıyor. Önce kendin karar vermek istersen vakayı oyna.

Masadaki durum

Dosyadaki tablo şöyle. 2007'de Amerikalı bir bilgisayar şirketi dokunmatik telefonunu çıkardı. Arama motoru devinin ücretsiz sistemi de hızla yayılıyor. Korvala'nın kendi akıllı telefon sistemi eskidi, uygulama geliştiriciler ilgisini kaybetti. Ortaklıkla geliştirilen yeni sistem ise henüz hazır değil.

Akıllı telefonda pazar payın eriyor, hisse düşüyor. Telefon satışında hâlâ dünya birincisisin. Ama bu birincilik, giderek önemini yitiren bir ligde.

Korvala'nın sorunu kötü telefon yapması değil. Fabrikalar çalışıyor, marka tanınıyor, telefonlar dünyanın her yerinde satılıyor. Sorun, telefonun değerinin donanımdan yazılıma, o yazılımın etrafındaki uygulamalara kaymış olması. Sen hâlâ en iyi kutuyu yapıyorsun. Müşteri ise artık kutunun içinde ne olduğuna bakıyor.

Platform savaşı donanımla kazanılmıyor

Bir mahallede iki pazar kurulduğunu düşün. Satıcılar alıcının çok olduğu pazara gider, alıcılar da satıcının çok olduğu pazara. Pazarlardan biri biraz öne geçince bu döngü kendi kendini beslemeye başlar. Öbür pazarın tezgâhları ne kadar güzel olursa olsun, yavaş yavaş boşalır.

Akıllı telefon sistemleri de böyle çalışıyor. Kullanıcı, sevdiği uygulamaların olduğu telefonu alıyor. Geliştirici, kullanıcının çok olduğu sisteme uygulama yazıyor. Korvala'nın eski sistemi bu döngünün yanlış tarafına düşmüş. Geliştirici gidince kullanıcının kalması için sebep azalıyor. Kullanıcı azalınca da geliştiricinin dönmesi için sebep kalmıyor.

Bu yüzden karar, "hangi yazılım daha iyi" sorusundan büyük. Asıl soru şu: Geliştiricileri ve kullanıcıları hangi pazara, ne kadar hızlı getirebilirsin?

Dört yol, dört bedel

Oyunda önüne dört seçenek konuyor. Hiçbiri bedava değil.

A: Herkesin kullandığı sisteme katıl

Arama motoru devinin ücretsiz sistemine geçersin. Uygulamalar hazır, kullanıcılar hazır. Farkı donanımla ve tasarımla yaratmaya çalışırsın.

Artısı açık. Pazarın boş tarafında değil, dolu tarafında durursun. Yarın çıkardığın telefonda, insanların zaten kullandığı uygulamalar çalışır.

Eksisi de açık. Bu sistemi kullanan Asyalı dev üreticilerle aynı rafta yarışırsın. Herkes aynı yazılımı kullanıyorsa müşteri neden seni seçsin? Elinde tasarım, fiyat ve marka kalır. Yazılımın nereye gideceğine de sen karar vermezsin.

B: Tallbridge'le ortaklık kur

Yazılım devi Tallbridge'in telefon sistemini akıllı telefonlarında ana sistem yaparsın. Tallbridge para ve destek veriyor, sen de onun en büyük ortağı oluyorsun. Kalabalık bir pazarda sıradan bir üretici olmak yerine, daha küçük bir pazarda baş aktör olursun.

Bu yolun çekiciliği burada. Ortağın seni önemsiyor, çünkü sen olmadan onun sistemi de bir yere gitmiyor. Masadaki ağırlığın büyük.

Ama küçük olmayan bir kusuru var. Şirketin geleceğini, pazarın henüz yalnızca %2 kadarını tutan bir sisteme bağlıyorsun. Mahalle örneğine dönersek, iki büyük pazar zaten kurulmuşken üçüncüsünü ayağa kaldırmaya çalışıyorsun. Üstelik bu pazarın kurallarını tek başına sen koymuyorsun.

C: Kendi yeni sistemini bitir

Geliştirmekte olduğun yeni sistemi tamamlar, bağımsız devam edersin. Kontrol büyük ölçüde sende kalır. Ne bir yazılım devinin kararına bağlısın ne de rakiplerinle aynı yazılımı paylaşıyorsun.

Sorun zamanlama. Yeni sistem henüz hazır değil. Hazır olduğunda yarışa yıllar geç girmiş olacaksın. Geliştiriciler üçüncü bir sistemi bekleyecek mi?

Bu seçeneğin içinde sinsi bir tuzak da var: "Bu sisteme bu kadar emek verdik, şimdi bırakamayız" düşüncesi. Geçmişte harcanan emek, gelecekteki kararı haklı çıkarmaz. Bu tuzağı batık maliyet yanılgısı yazısında ayrıntılı anlattık.

D: Akıllı telefonu bırak

Ucuz ve sağlam telefonlarda dünya lideri olarak kalırsın. Bildiğin işi yaparsın, fabrikalar dolu çalışır.

Bu yol bugünü kurtarır, yarını kaybettirir. Ucuz telefon pazarı da birkaç yıl içinde akıllı telefona dönecek. Bugün kaçtığın savaş, birkaç yıl sonra kendi kalenin kapısına dayanır.

Kontrol mü, erişim mi?

Dört seçeneği yan yana koyunca tek bir gerilim ortaya çıkıyor. Bir uçta kontrol var: kendi sistemin, kendi kuralların. Öbür uçta erişim var: hazır kullanıcılar, hazır uygulamalar.

C kontrolü seçer, erişimi kaybeder. A erişimi seçer, kontrolü bırakır. B ikisinin arasında bir yer arar: tamamen senin olmayan ama sana özel ilgi gösteren bir sistem. D ise soruyu hiç sormamayı seçer.

Zirvedeki bir şirket için kontrol çok cazip gelir. Yıllarca kuralları sen koymuşsun. Başkasının kurduğu pazarda tezgâh açmak gurur kırıcı görünür. Ama müşteri senin gururunu görmüyor, cebindeki telefonun neler yapabildiğine bakıyor.

Bunu yalnızca telefon şirketleri yaşamıyor. Diyelim ki orta boy bir lojistik firmasında çalışıyorsun ve firma yıllardır kendi yazdığı takip programını kullanıyor. Müşteriler artık herkesin kullandığı bir sistemle bağlanmak istiyor. Kendi programını mı yenilersin, herkesin sistemine mi geçersin, büyük bir yazılım firmasıyla mı ortak olursun? Ölçek küçük, soru aynı.

Gerçekte ne oldu?

Korvala'nın CEO'su Gordon Stoddard B'yi seçti. Şubat 2011'de çalışanlara meşhur "yanan platform" notunu yazdı ve şirketi Tallbridge'in telefon sistemine bağladı. Notun adı bile mesajı özetliyordu: Üzerinde durduğun zemin yanıyor, yerinde kalmak artık seçenek değil. Eski sistem rafa kalkmaya başladı.

Tallbridge'in sistemi beklenen ivmeyi yakalayamadı. Eylül 2013'te Korvala telefon işini Tallbridge'e satmak için anlaştı: patent lisansı dâhil yaklaşık 5,4 milyar avro. Satış Nisan 2014'te tamamlandı.

Korvala ortadan kalkmadı. Bugün telekom altyapısı üreten bir şirket olarak yoluna devam ediyor. Ama dünyada en çok telefon satan şirket, artık telefon satmıyor.

Oyunda neden 35 puan?

Oyunda B seçeneği 35 puan alıyor. Herkesin kullandığı sisteme geçmek 75, kendi sistemini bitirmek 45, akıllı telefonu bırakmak 25 puan. Yani gerçek CEO'nun kararı bu dosyada dört seçenek içinde sondan ikinci sırada.

Puanlar, o dönemde bilinenlere ve sonradan olanlara bakılarak verildi. B'nin düşük puanı yalnızca kötü bitmesinden gelmiyor. Karar anında da görülebilen bir risk vardı: bütün şirketi, pazarın küçük bir dilimini tutan tek bir sisteme bağlamak. A'nın yüksek puanı da bir başarı garantisi değil. Sonradan bazı yorumcular Korvala'nın bu yolu seçmesi gerektiğini savundu, ama o yolun nereye çıkacağını kimse bilemez.

Kötü biten her karar kötü değildir, iyi biten her karar da iyi değildir. Sonucu bilerek geriye bakmak, karar anındaki belirsizliği unutturur. Bu ayrımı iyi karar, kötü sonuç yazısında açtık. Kararları puanlıyoruz, insanları değil. Stoddard da tıpkı senin gibi, hiçbiri güvenli olmayan yollar arasında seçim yapmak zorundaydı.

Korvala'nın derdi bir gecede patlayan bir kriz değildi. Yıllara yayılan, yavaş ilerleyen bir yangındı. Ani krizlerde ilk saatlerin nasıl yönetildiğini merak ediyorsan krizin ilk saatleri üzerine yazdıklarımıza da bakabilirsin.

Platform seçerken kendine sor

Korvala'nın hikâyesinden çıkan soruları kendi işine taşıyabilirsin. İster bir yazılım ekibinde ürün sorumlusu ol, ister küçük bir mağazada hangi satış sistemine geçeceğini düşün; sorular benzer:

  • Müşterilerim nerede toplanıyor ve ben orada mıyım?
  • Bu ortaklık beni ne kadar özgür bırakıyor, ne kadar bağlıyor?
  • Bağımsız kalmanın bedelini zamanla mı, parayla mı, müşteriyle mi ödüyorum?
  • Bu yolu, geçmişte harcadığım emek yüzünden mi seçiyorum?
  • Plan tutmazsa geri dönüş yolum var mı?

Bu soruların hiçbiri doğru cevabı vermez. Ama hangi riski bilerek aldığını gösterir.

Sen ne yapardın?

Şubat 2011'desin. Telefonlar hâlâ satılıyor ama zemin ayağının altında ısınıyor. Sen hangi yolu seçerdin? Bugünün vakasını oyna ve kararını gerçek CEO'nunkiyle karşılaştır.

İlgili Yazılar

Sonraki yazı Krizin İlk 48 Saati: Bilgi Yokken Karar Vermek ›

Okudun, şimdi sıra sende

Okumak bir şey, karar vermek başka.

Gerçek krizlerden uyarlanmış vakalar. Kararını ver, sonra o gün CEO’nun ne yaptığını ve sonunda ne olduğunu gör.